Popüler Yayınlar

7 Ocak 2008 Pazartesi

...BABAMDAN SONRA TUFAN...

...Her ölüm erken ölümdür...
İnangül Ailesi’nin yaşayan en büyük üyesi olan canımız, her şeyimiz, dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla bizlere örnek olan, esprili kişiliği ile herkesi güldüren, en değerli varlığımız sevgili babamız Mustafa inangül’ü 3.Ocak.2008 Perşembe günü kaybettik…

Böbrek tedavisi gördüğü Mersin Devlet Hastanesi’nde tahlilleri sonucunda tedavisi iyiye gittiği bir süreçte, hastanenin sorumsuz, yetersiz doktor ve hemşirelerinin beceriksizliği yüzünden enfeksiyon kapması sonucunda 77 yaşında hayata veda etti…

…ve biliyoruz ki “her ölüm erken ölümdür”
…ve babamızın hastalığından değil sorumsuzluktan yaşamını yitirmesinde payı olan ülkenin en yetkilileri dahi olmak üzere Mersin Devlet Hastanesi tıp insanlarını lanetle kınıyoruz.

Acımız gerçekten çok büyüktür… Bu büyük acımızı, gerek bizzat yanımızda bulunarak, gerekse sürekli telefonla bizimle iletişim halinde olarak paylaşan akraba ve dostlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Diğer yandan bilgisi olduğu halde arayıp sormayan ya da kısa mesajlarla geçiştirip “böyle durumda ne söyleyeceğimi bilemem” gibi ucuz bir anlayışın arkasına sığınan dost ve akrabalarımızı kendi adıma nefretle kınıyorum… çünkü aklıselim insan bu gibi durumlarda ne söyleyeceğini bilir ve bilmek zorundadır…

Sevgili babamızın o güzel gülüşü ve anıları bizlerin ve onu seven herkesin kalbinde ve beyninde sonsuza dek yaşayacaktır…

Polat İNANGÜL

6 yorum:

gökhantosun dedi ki...

evet dayıcığım acımız büyük ben sanıyorum ki ölümün yakışmadığı tek insan MUSTAFA İNANGÜL ismini büyük harfle yazıyorum çünkü gerçekten büyük insandı dedemin ölümüne eğer bi sebebiyet gösteren varsa ki bu da tıp.onlarada ne deyim bu acı başa gelmeyince bilinmez ayrıca MUSTAFA İNANGÜL öyle kısa bir mesajla geçiştirilecek insan değildi. yakınlarımızada helal olsun.demek ki insanlar sahte gözleriyle güzel bakmayı keşfetmişler

gülşen dedi ki...

Canım Amcam,
Koca bir çınardın sen gönül bahçemizde, hiç yakıştı mı gülen yüzüne bu illet yokoluş...
Yüreğimize acı düştün bu kış, yüreğimizde dinmeyen bir sızı...
Hayata hep güleryüzlülükle bakmayı öğrettin bize, anılarımız ve güzel espirilerin yaşatacak seni içimizde.
Öpüyorum güzel ellerinden......
Gülşen Çetinkaya

yusuf kenan çetinkaya dedi ki...

ölümleri her duyduğumda,göğsümün altından yukarıya doğru yayılarak başlayan,yanmayla karışık bir sızı hissediyorum.bu sızı, yakınlığım ve paylaştıklarımın yoğunluğunca devem ediyor.MUSTAFA amcam ile bire bir belki çok şey paylaşamadık bu hayatta ama sıcaklığını hep hissettim.POLAT ında dediği gibi "her ölüm erken ölüm" fakat bu kadar basit bu kadar sorumsuzca kaybedilen hayatların ,ülkemizdeki çokluğundan utanıyorum,öfkeleniyorum.
AMCAMA RAHMET KALANLARA SABIR DİLİYORUM.

not:o acı haberini telefonla aldığımda

03.ocak.2008
ÇAY KOYMUŞTUM OCAĞA…

Buradamıydın
ne zaman gittin,
yetmiş yedi yılı ne ettin.
Bu bir insan ömrü olamaz,
Böyle perde gibi
Bir anda kapanamaz.

Çay koymuştum ocağa,
Yani şimdi,
Daha demini almadan,
Bendemi gidebilirim buralardan…

Bu bir insan ölümü olamaz,
öyle kuru bir dal gibi
can bedenden kurtulamaz…

çay koymuştum ocağa…

Heveslerine kim bakacak,
helvayı
senin ağzınla kim tadacak,
yanına yattığını
yüksek yastığını
en sevdiğin mintanını
kim seçecek.

Çay koymuştum ocağa…

Derya dedi ki...

Evet yorum yazmak istiyorum elbette hele de konu büyükbabamsa, ama yazamıyorum gözlerim doluyor, yüreğim taş gibi, önce inanmak gerekiyor sanırım gidişine
derler ya insan nasıl hatırlamak isterse öyle hatırlarmış ben seni güler yüzünle hatırlıyorum babacığım, bayramlarda takım elbiseni giyip (ceketinin bir köşesinde mutlaka ataürk rozeti olurdu) her zamanki şıklığınla bizi bekleyişinle, espirilerinle,
sevgiyle kucaklayışınla, helvaya olan sevginle,
öpüyorum ellerinden, gözlerinden yüreği büyük insan...

Dilek dedi ki...

Hani bu hayatta bir ağaçsan,gövde ol derlerya.Her bahar biz dayıcığımla yeniden açtık.Dalları,yaprakları,çiçekleri olduk.
Sonbaharda eteklerine sığınır huzur içinde yine baharın gelmesini beklerdik.Başına topladığı meyvelerini yoklar'hııı daha olmamış'derdi.Evet daha erkendi çok erken.Bir fırtına,sel yada deprem miydi?Doğal afet miydi gövdemizi sarsan.
Sorumsuzluk,bilinçsizlik,özensizlik,şuursuzluk
tarif edilemez acı yaşattı.
Öğrettiklerinle büyüdük.Esprilerinle yaşıyoruz.Koca çınar seni çok çok seviyoruz...

ümit ergüven dedi ki...

Bir geldi mi derin ölüm uykusu,
Biter bu dünyanın dedi-kodusu.
Ölenden bir haber bekler insanlar:
Ne söylesin? Bilmez ki ne olduğunu!